top of page

Arkamızda Bıraktığımız Dijital Ayak İzleri

Güncelleme tarihi: 3 Eki 2022

-Neslihan Savaş


Son zamanlarda adından sıklıkla bahsettiren Dijital Ayak İzi tanım olarak dijital ortamda bulunduğumuz her an tıklamalarımız sonucunda ardımızda bıraktığımız verilerdir. Yani İnternette yaptığımız her ‘tık’ bulut sisteminde kaydedilen bir veri bırakır. Biz her ne kadar bunu normal bir işlev olarak görsekte, araştırmalar bunun tam tersini söylemektedir.



Elektronik postalarımız, Instagram, Facebook, Twitter gibi tüm sosyal medya hesaplarımızda yaptığı


mız paylaşımlarımız; yine sosyal medya hesaplarımızda yaptığımız beğenme, yorum yapma gibi tüm etkileşimlerimiz, Google araştırmalarımız, günlük haber okumalarını gibi ve daha nicelerini dijital ayak izi oluşturan birçok etmen sayabiliriz.



Tabii bu etmenler ise Aktif Dijital Ayak İzi ve Pasif Dijital Ayak İzi olarak ikiye ayrılmaktadır. Aktif Dijital Ayak izi isminden de anlaşıldığı üzere internet üzerinde çevrimiçi bir şekilde aksiyon aldığımız her şeydir. Bunlara e-posta, fotoğraf paylaşma, blog yayınlamak gibi örnekler verebiliriz. Pasif Dijital Ayak İzi ise daha çok istemeden bıraktığımız izlerdir. Bir web sitesini ziyaret etmek, bir sayfayı kaydetmek gibi söyleyebiliriz.


Mike Berners-Lee, Muz Ne Kadar Kötüdür kitabında normal bir e-postanın 4 gram karbondioksit eşdeğerinde olduğunu söyler. Elbette normal bir mail gibi spam e-postalarının da 0,3 gram karbondioksit eş değeri vardır. E-postalar hakkında daha kötü bir veri ise uzunca bir maile bir adet eklenti eklendiğinde bu rakamın 50 grama çıkması...



Berners-Lee bu verilerden yola çıkarak e-postaların yılda 135 kg kadar karbondioksit eş değere ulaştığını tespit eder. Bu salımın somut olarak anlatacak olursak sıradan bir yıllık mail trafiğinin yarattığı karbon salımı ortalama bir araçla 321 kilometre sürüş yapmayla eşdeğerdir.


Bir örnekle daha anlatmak gerekirse internet aramalarından bahsedebiliriz;


Google'ın tahminine göre normal bir aramanın karbondioksit eş değeri 0,2 gramdır. Eğer İnternete fazla güç harcayan bir cihazla bağlanılıyorsa bu rakam 4,5 grama kadar yükselmektedir. Google'ın günlük arama tahmini 200 ile 500 ton arasındadır. Yıllık ortalama alacak olursak 1.3 milyon ton karbondioksit salımı yalnızca Google aramalarından gerçekleşiyor. Bu rakam dijital ayak izimiz için pek de küçümsenmemesi gereken bir rakam.


Peki bu Dijital Ayak İzinin bir zararı var mıdır?



Elbette vardır. Çeşitli nedenlere bağlı karbon salımı arttıkça, küresel ısınma sorunu gün geçtikçe büyür. Küresel ısınma sonucunda ise buzulların erimesi, hayvanların neslinin tükenmesi, iklim değişikliği gibi dünyamızı tehdit eden olaylar gerçekleşir. Somut örnek verecek olursak orman yangınları, sel felaketleri, doğal kaynakların tükenmesi olaylarıyla insan hayatının uzun vadede sürdürülebilirliği tehdit altındadır.


Peki biz ne yapabiliriz?



Dijital ayak izi kapsamında yapabileceklerimizi aşağıya sıralayalım. Unutmayın, çok küçük gibi görünen akışkanlıklar dünyamızın geleceğini etkileyecek büyük sonuçlara yol açabilir.


  • Sosyal medyada geçirdiğimiz zamanı minimuma indirebiliriz, böylece dünyamızı korurken kendimize daha çok vakit ayırır, ruhen dinlenebiliriz.

  • Sosyal medyada yaptığımız paylaşımları minimuma indirebiliriz.

  • e-posta gönderirken gerek olmayan eklentileri eklemekten kaçınabiliriz.

  • e-posta gönderirken gerek olmayan kişileri cc ve bcc'ye eklemekten kaçınabiliriz.

  • e-posta kutumuzu düzenli olarak temizleyebiliriz, eski mailleri tutmak hem mail kutumuz hem de veri toplanması için zararlıdır.

  • e-posta kutumuzdaki spam klasörünü düzenli olarak kontrol edip temizleyebiliriz, spam maillerini birikmesi dijital ayak izini büyük oranda artırır.

  • Gereksiz İnternet aramalarından kaçınabiliriz.


54 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page